JULIOPOLIS (IULIOPOLIS) ARAŞTIRMASI

 

   Arkeolojik yerleşmelerden elde edilen insan iskelet kalıntılarının farklı yöntemler kullanılarak incelenmesiyle geçmişte yaşamış toplulukların biyolojik (genetik) yapıları, nüfus yapıları ile sağlık ve beslenme durumları aydınlatılabilmekte, bu bilgiler arkeolojik bilgi ile birlikte değerlendirilip disiplinler arası bir yaklaşımla çeşitli antropolojik ve arkeolojik sorunsallar çözümlenebilmektedir. Yürütülen proje ile Orta Anadolu’da, Ankara Nallıhan İlçesi Çayırhan Beldesinde yer alan Juliopolis antik kentinden ele geçmiş insan iskelet kalıntılarının disiplinlerarası incelemesi amaçlanmaktadır.

 

 

  Tarihi Coğrafya açısından Bithynia bölgesinin doğu sınırında yer alan Juliopolis kenti yaklaşık 65 yıl önce yapılan Sarıyar Baraj Gölü suları altında kalmıştır. Kentin nekropolünde yapılan kurtarma kazıları sayesinde 700’ü aşkın mezar Anadolu Medeniyetleri Müzesi arkeologlarınca yürütülen kazılarla gün ışığına çıkartılmıştır.  Juliopolis (Iuliopolis) antik kenti ile ilgili çalışmalar ilk olarak 1991 yılında Anadolu Medeniyetleri Müzesi tarafından bir kurtarma kazısı olarak gerçekleştirilmiştir. İlk çalışmalarda kayaya oyularak hazırlanmış mezarlar ve bu mezarlarda çeşitli tipte mezar eşyaları tespit edilmiş, yine bu çalışmalar sırasında alanın Roma dönemine ait bir nekropol (antik şehrin mezarlık alanı) olduğu tanımlanmıştır. Uzun bir aradan sonra, yakın dönem tahribatların engellenebilmesi ve antik kente ait bilimsel bilginin üretilebilmesi amacıyla Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü Başkanlığında 2009 yılında yeniden kazılara başlanmıştır. Yapılan çalışmalarda gerek antik döneme gerek güncel tahribatlara (soygunlar ve kaçak kazılar) ait izler tespit edilmiştir.

Tarihi kaynaklarda ve yakın dönem incelemelerinde Juliopolis Antik kentine ait bilgiler sınırlıdır ve şimdiye kadar müze kurtarma kazıları dışında resmî bir kazı yapılmamıştır. Bu nedenle antik kentin yeri nekropol kazılarına kadar net olarak tespit edilememiştir. Nekropol, Ankara’nın yaklaşık 122 km kuzeybatısında Nallıhan İlçesi’ne bağlı Çayırhan Beldesi’nde bulunmaktadır. Yazılı kaynaklar ve diğer göstergelerden hareketle Juliopolis Antik kentinin Sarılar Köyü civarında antik Skopas Nehri’nin (Aladağ Çayı) yanı başında yer aldığı tahmin edilmiştir. Bununla beraber 1950’lerde inşası tamamlanan Sarıyar Baraj Gölü’nün su tutmasıyla birlikte kente ait kalıntıların çok büyük bir kısmının baraj sularının altında kalmış olduğu düşünülmektedir (Şekil 1 ve 2). Nekropoldeki mezarlardan ele geçirilen arkeolojik buluntular ve sikkeler üzerinde yapılan araştırmalar ile bu gömü alanının antik kent Juliopolis’in nekropolü olduğu kesinleşmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                   

 

                                            Şekil 1 ve 2. Juliopolis antik kentinin coğrafi lokasyonu ve olası konumu

 

  Şekil 1 ve 2. Juliopolis antik kentinin coğrafi lokasyonu ve olası konumu Nekropol alanı üzerindeki kazı çalışmaları Aladağ Çayı’nın doğusunda kalan en fazla sayıda mezarın ortaya çıkarıldığı Doğu nekropolünde, Çay’ın batı kısmında kalan Batı nekropolünde ve Doğu nekropolünün batı kısmında kuzey-güney doğrultusunda uzanan Savunma Duvarı’nda gerçekleştirilmiştir (Şekil 3) .

 

                                                                         

 

                                                                                   

                                                                                Şekil 3. Juliopolis Batı ve Doğu Nekropolü

 

   Şekil 3. Juliopolis Batı ve Doğu Nekropolü Şimdiye kadar Juliopolis nekropolünde yapılan kazılar sonucunda farklı tipte mezarlar ortaya çıkarılmıştır. Mezar tipleri açısından bu mezarlar; Oda mezar, Sanduka mezar, Basit toprak mezar, Lahit mezar, Taş plakalı sanduka mezar ve Laginos mezar olarak sınıflandırılabilmektedir. Yoğunluk anlamında bakıldığında mezarlık alanın kayaç yapısına uygun olarak ana kayanın oyulmasıyla oluşturulan sanduka mezarların sayıca üstünlüğü göze çarpmaktadır. Bunu sayısal olarak basit toprak mezarlar ve oda mezarlar takip etmektedir. Yürütülen güncel araştırmalar sonucunda nekropolün Helenistik dönemden itibaren kullanılmaya başlandığı, Roma döneminde yoğun bir şekilde kullanıldığı ve kullanımın Bizans döneminde de devam etmiş olduğu tespit edilmiştir. Mezarlarda çoğu zaman birden fazla bireyin gömülmüş olduğu gözlemlenmiş ve mezarların bir kısmı için kullanımın sadece bir dönemle sınırlı olmadığı da belirlenmiştir. Juliopolis nekropolündeki mezarlarda çok sayıda ve ciddi bir zenginlikte mezar eşyasının da bulunmuştur. Bulunan mezar eşyaları arasında farklı hammaddelerden imal edilmiş çeşitli tiplerde takılar, metal kaplar, strigilisler, aynalar, tıp aletleri, yağ koku şişeleri, sikkeler, cam buluntular, kandiller ve seramik kaplar ile kemik buluntular yer almaktadır (Şekil 4 ve 5).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                         

 

                                                             Şekil 4 ve 5 . Juliopolis Nekropolü’nde bulunan bazı eserler.

  Şekil 4 ve 5 . Juliopolis Nekropolü’nde bulunan bazı eserler. Juliopolis insan kalıntılarının antik dönem incelemeleri için doğrudan ve iyi bir örneklem sağlayacağı düşünülmektedir. Nekropolden gün ışığına çıkarılmış insan iskelet kalıntılarının incelenmesi kısa zamanda birçok önemli bilgiyi ortaya çıkarmıştır. Devam etmekte olan incelemeler ise bu yönde birçok keşfe gebedir. Günümüz Ankara’sı sınırları içinde antik döneme ait birçok arkeolojik kazı yapılmış ve yine birçok buluntu ortaya çıkartılmış olsa da Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerini kapsayan farklı bir gömü alanı olmaması nedeniyle bölgedeki yaşayan insanların yaşam biçimleri, nüfus yapıları (paleodemografik yapıları) ve sağlık durumları (paleopatolojik durumları) incelenememiştir. Dolayısıyla, nekropole ait biyoarkeolojik çalışmanın kritik bir öneme sahip olduğu belirtilmelidir. Ayrıca proje kapsamında planlanan ve ileri düzey teknolojik ekipman ve yöntemin kullanılmasıyla da bahsi geçen kalıntıların çok yönlü ve multidisipliner incelemesi gelecekte yapılacak bilimsel araştırmalar için de önemli bir altlık oluşturacağı ve bu alanda çalışan uzmanların önünü açacağı da rahatlıkla söylenebilir.

  Proje kapsamında yürütülmekte olan biyoarkeolojik incelemelere devam edilirken, proje ortaklarından Koç Üniversitesi VEKAM işbirliği ile alandaki uzmanların teknolojik ekipman ve yöntemlerin kullanımı konusundaki gelişimlerini destelemek amacıyla 2018 ve 2019 yıllarında iki kez Juliopolis 3D yüz modelleme çalıştayı gerçekleştirilmiştir. Bu çalıştaylarda temel olarak yeniden yüzlendirmenin bilgisayar destekli yöntemlerle ilgili uygulamalarına odaklanılmış, ülkemiz üniversitelerinde farklı disiplinlerde çalışan lisansüstü öğrencileri ve akademisyenlerinin katılımı sağlanmıştır. Sertifikalarını alan katılımcıların bir kısmının konuya ilgisinin devam etmiş olması ve kendi çalışmalarında bu tip uygulamaları kullanmaya başlamaları çalıştayların hedefine ulaştığını göstermiş olması açısından anlamlıdır.

  Yeniden yüzlendirme çalıştaylarımızda eğitici olarak yer alan araştırmacılardan Dr. Fabio Cavalli ile olan iletişim zaman içinde yeni bir çalışmaya da kaynaklık etmiştir. İtalya Trieste’de yer alan antic Aquleia yerleşmesi ile Juliopolis’in çağdaşlığı göz önünde bulundurularak, iki antik kent “kardeş antik kentler” olarak tanımlanmış, iki yerleşmenin arkeoljik ve antropolojik bulgularının birlikte incelenmesiyle Roma dönemi açısından farklı ve çığır açıcı bir başka parallel araştırma başlatılmıştır. Bu kapsamda Aquleia Ulusal Müzesi ve Aquleia Araştırma Vakfı ile ortak bir proje geliştirilmiştir. Bu ilk öncül projede bahsi geçen kardeş antik kentlerde yaşamış çağdaş insanların suretlerinin yeniden ortaya çıkarılması, hem Trieste’de hem de başta Anadolu Medeniyetleri Müzesi olmak üzere Ankara’da, İstanbul’da ve İzmir’de sergiler yapılması gündeme gelmiştir. Bu yöndeki çalışmaların ürünü 2021 yılı içinde Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin kuruluşunun yüzüncü yılı kapsamındaki etkinliklerde yer alacaktır. Juliopolis nekropolünden gün yüzüne çıkarılmış arkeolojik eserlerin Müze’de ayrı bir seksiyona sahip olduğu da belirtilmelidir. Antik Kentin özgün kimliğini hak ettiği ölçüde ortaya çıkarmak amacıyla proje ortaklarından Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Koç Üniversitesi VEKAM ve Hacettepe Üniversitesi’nin katkılarıyla 2020 yılı itibariyle Juliopolis Nekropolü Dijital Arşiv çalışmalarına başlanmıştır. Tıpkı kazıevini inşa edip Müze’ye teslim eden yereldeki paydaşımız Nallıhan Belediyesi gibi, Ankara Büyükşehir Belediyesi de çalışmalarımıza yüksek ilgi göstermiş ve proje ortaklarımızdan biri haline gelmiştir. Şimdiye kadar ortaya çıkarılan çok sayıda buluntu ve bulgunun, üretilecek her türlü dijital uygulama ve bilginin düzenli bir şekilde bir araya getirilmesi ve bu bilgilerin dijital bir arşiv ve veri tabanı üzerinden toplum ve akademik araştırma yürüten biliminsanlarıyla paylaşılması hedeflenmektedir. Projenin gerek Ankara’nın zengin kültürel tarihine gerekse alandaki bilimsel çalışmalara bütüncül ve disiplinlerarası yapısıyla önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

                                                                                                                                                                                          Dr. Ali Metin Büyükkarakaya

                                                                                                                                                               Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü

                                                                                      “Juliopolis Antik Kenti Kazıları ve İnsan İskeletleri Kalıntılarının İncelelenmesi”

                                                                                                                                                                                                                 Proje Yürütücüsü

1..jpg
2..jpg
3..png
4..jpg
5..png